ÜÇÜNCÜ BÖLÜM.
Giderler ve Borçlanma.
İBB- İSKİ- İETT BAZI KONSOLİDE GİDERLER
FAİZ GİDERİ= 16,8 milyar (İBB 16,2 milyar), (381+ 481 Hesaplarda İBB’nin 2,4 milyar borcu var),
CARİ TRANSFER= 47,5 milyar (46,8 milyar İBB’nin),
SERMAYE TRANSFER= 18,1 milyar (İBB’nin),
SERMAYE GİDERİ (Yatırım)= 90 milyar (İBB 53,8 milyar, İETT 1,1 milyar, İSKİ 35,1 milyar)
BORÇ VERME= 25,3 milyar, (İETT’nin yok sayılır.)
Konsolide Bütçe açığı: -3,95 milyar (İBB 14,15 milyar fazla, İSKİ -9,1 milyar açık, İETT -9 milyar açık.)
KONSOLİDE BORÇLAR
PİYASA BORCU (320 HESAP)= 91,5 milyar,
KAMU BORCU=18,5 milyar,
BANKA BORCU= 13 milyar, (İSKİ’nin borcu yok.)
DIŞ BORÇ= 94 milyar TL. (İETT’nin borcu yok. 85,6 milyar İBB’nin)
BÖLÜM 1: İBB HOLDİNGİ’NİN İÇ FİNANSAL AĞI VE SÜBVANSİYON MEKANİZMASI
Paylaştığımız veriler, ana belediye (İBB) ile bağlı kuruluşlar (İSKİ-İETT) arasındaki mali bağımlılığı ve nakit akışını muazzam bir netlikle ortaya koymaktadır:
- İBB “Finansal Amiral Gemisi” Rolünde: İBB tek başına 14,15 Milyar TL bütçe fazlası üretmiştir. Bu durum İBB’nin tek başına nakit akışının son derece güçlü olduğunu kanıtlar.
- İSKİ ve İETT’nin Yapısal Açıkları (-18,1 Milyar TL): İSKİ 9,1 Milyar TL, İETT ise 9 Milyar TL bütçe açığı vermiştir. Bunun nedeni, bu iki kurumun yüksek işletme maliyetlerine (akaryakıt, elektrik, hizmet alımı personeli) rağmen, su ve bilet tarifelerini sosyal/politik nedenlerle maliyetlerin altında tutmak zorunda kalmasıdır (popülist tarife baskısı).
- Borç Verme Kıskacı (25,3 Milyar TL): İBB, kendi ürettiği bütçe fazlası ve likiditeyi kasada tutmamış; İSKİ ve İETT’nin toplam 18,1 Milyar TL’lik bu yapısal açığını kapatmak ve onları ayakta tutmak için 25,3 Milyar TL borç verme işlemi gerçekleştirmiştir. Yani İBB, kendi bağlı kuruluşlarının gizli bankası ve finansörü gibi hareket etmiştir.
- Transferlerin Gücü (65,6 Milyar TL): İBB’nin yaptığı 46,8 Milyar TL’lik Cari Transfer (sosyal yardımlar, ilçe belediyeleri vb.) ve 18,1 Milyar TL’lik Sermaye Transferi (şirketlerin sermaye artırımları), holdingin toplam bütçesinin %17’sini doğrudan ekosistemi fonlamak için kullandığını gösterir.
BÖLÜM 2: YATIRIM GÜCÜ VE KALİTESİ (90 MİLYAR TL)
Konsolide 90 Milyar TL’lik (yaklaşık 2,36 Milyar Dolar) devasa yatırım bütçesinin kurumlar arasındaki dağılımı, İstanbul’un altyapı vizyonunu göstermektedir:
- İBB (53,8 Milyar TL/ %59,7): Yatırımların aslan payı raylı sistemler ve kentsel dönüşüm için ana belediyededir.
- İSKİ (35,1 Milyar TL/ %39,0): İSKİ, 9,1 Milyar TL bütçe açığı vermesine rağmen 35,1 Milyar TL’lik devasa bir altyapı yatırımı gerçekleştirmiştir. Bu, İSKİ’nin operasyonel olarak zarar etse bile şehrin gelecekteki su ve kanalizasyon altyapısını güvenceye almak adına yatırımları kısmadığını, bu yatırımları da banka borcu olmadan (İSKİ’nin banka borcu sıfır) İBB transferleriyle döndürdüğünü kanıtlar. Büyük verimlilik başarısıdır.
- İETT (1,1 Milyar TL/ %1,3): İETT bütçesinin neredeyse tamamını yatırıma değil, 8.281 kişilik kiralık personel faturasına, akaryakıta ve işletme giderlerine harcamaktadır. İETT tam anlamıyla bir “cari gider kara deliği” haline gelmiştir.
BÖLÜM 3: BORÇ KALİTESİ VE VADE RİSKİ (219,6 MILYAR TL)
Borç yapısının netleşen kırılımı, grubun finansal zırhını ve kırılganlıklarını netleştirmiştir:
- Dış Borç ve Kredibilite (94 Milyar TL/ %42,8): Borcun en büyük kalemi dış borçtur ve bunun 85,6 Milyar TL’si tek başına İBB’ye aittir. İETT’nin dış borcu sıfır. Bu İBB’nin uluslararası finans piyasalarında (Eurobond ve kalkınma kredilerinde) tek başına dev bir marka gücü olduğunu, ancak kur riskinin (FX riski) tamamen ana belediyenin üzerinde konsolide olduğunu gösterir.
- Piyasa ve Esnaf Kaldıracı (91,5 Milyar TL/ %41,7): 320 hesapta biriken bu ticari borç, holdingin finansman yükünü müteahhitlere ve tedarikçilere vadeli olarak yaydığını kanıtlar. İç piyasadaki banka kısıtlamalarından kaçmanın akıllıca bir yoludur.
- Banka Borcunun Azlığı (13 Milyar TL/ %5,9): İSKİ’nin banka borcunun sıfır olması ve toplam banka borcunun %5,9’da kalması, grubun yüksek yerel faiz ortamında iç bankacılık sistemine neredeyse hiç bulaşmadığını, finansmanı dış borç ve piyasa vadesiyle çözdüğünü gösterir.
“KONSOLİDE İBB HOLDİNGİ 2025 MALİ EPİKRİZ RAPORU:
İBB bütçesini iştirakleri ve bağlı kuruluşlarıyla ‘Tam Konsolidasyon’ modeli olarak ele alıp, Türkiye’de hiçbir resmi performans raporunda itiraf edilmeyen yapısal bir holding mekanizması ortaya koyduk.
2025 yılı kesin hesap verilerine göre; İBB tek başına 14,15 Milyar TL bütçe fazlası üreten güçlü bir nakit motoruyken; İSKİ ve İETT popülist/sosyal tarife baskısı nedeniyle toplam 18,1 Milyar TL yapısal bütçe açığı vermektedir. İBB, adeta grubun Merkez Bankası gibi 25,3 Milyar TL borç verme ve 65,6 Milyar TL transfer ağıyla bağlı kuruluşlarını sübvanse etmektedir.
92.899 kişilik gerçek istihdam ordusunun %80,4’ü iştirakler üzerinden ‘Mal ve Hizmet Alımı’ faturaları ile yönetilirken; grubun 94 Milyar TL’lik dış borç kredisinin %91’ini tek başına İBB sırtlamış. İSKİ banka borcu olmadan 35,1 Milyar TL’lik dev altyapı yatırımıyla göz doldururken; İETT yatırımsız bir cari gider operasyonuna dönüşmüştür. Brüt ticari kârlılığı (%7) İstanbulluya sosyal sübvansiyon sağlamak adına feda eden, makroekonomik şoklara karşı dış borç ve piyasa vadeli finansman zırhıyla direnen devasa bir Kamu Holdingi vardır.”
SONSÖZ
Bu yazı dizisinin sonuna geldik. Devam eden davaları izleyen kamuoyunun kulaktan dolma haberlerle yorumlar yaptığını görünce, 2025 yılının tamamında Silivri cezaevinde olan İBB başkanı sayın Ekrem İMAMOĞLU’nun yokluğunda görevdeki yönetimin konularına hakim olup yatırım ağırlıklı, DIŞ BORÇ hariç aşırı risk üstlenmeden yönettiğini görüyorum. Bunca faize rağmen Faaliyet alacaklarının 2024’e göre 10,4 milyar artışla 35,3 milyar, 140 Kişi alacağının 5,1 milyar artışla 9,45 milyara (2 kattan fazla) aşırı artmasını mali ve yönetimsel risk olarak görüyorum.