BÖLÜM-4

“BEMPE Liderlik, Risk ve Gelecek Projeksiyonu Analizi”

Son bölümde, (ABB) ve bağlılarının 7 yıllık ve 3 dönem konsolide mali röntgeni, yönetim mekanizmalarını işleten liderlik aklı ve bu aklın Türkiye’nin makro yönetim iddiaları ile olan yapısal uyumu, tarafsız kamu maliyesi ilkeleri çerçevesinde analiz edilecektir.

1. Sosyal Yönetim, Sübvansiyonlar ve Popülizm Kıskacı

  • Tersinden Okuma: 2025 yılı konsolide bütçesinde cari ve sermaye transferlerinin (sosyal yardımlar, destekler ve sübvansiyonlar) toplamının 23,7 milyar TL‘ye ulaşarak, doğrudan kentsel yatırımları (16,2 milyar TL) geride bırakması, bilinçli bir siyasi tercih ürünüdür.
  • Stratejik Teşhis: Su (ASKİ) ve toplu ulaşım (EGO) tarifelerinde maliyetlerin altındaki fiyatlama politikası halk nezdinde “sosyal başarı” olarak algılansa da, bu sübvansiyonların yarattığı kara delikler ana belediye bütçesinden milyarlarca liralık “Borç Verme” (2025; EGO’ya 1,34 milyar TL, ASKİ’ye 1,77 milyar TL) ve şirket sermaye artırımlarıyla (241 Hesap patlaması) fonlanmaktadır.
  • BEMPE modeline göre bu durum, sürdürülebilir mali güç değil; üretken yatırımları erteleyen ve kenti gelecekte büyük altyapı kriziyle karşı karşıya bırakacak bir popülizm kıskacıdır.

2. Gizli İstihdam ve Taahhüt Edilmeyen Şeffaflık

  • Stratejik Teşhis: Nüfus %7,2 artarken fiili çalışan sayısının %130,6 artarak 59.500’e fırlaması, insan kaynakları yönetiminin rasyonel ihtiyaçlara göre değil, siyasi iklimlendirme ve delege/seçmen memnuniyeti esasına göre şekillendiğini kanıtlamaktadır.
  • Şeffaflık Paradoksu: Billboardlarda, tablolarda ve web sitesinin ana temalarında “Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik” sloganları en üst perdeden işlenirken; 15 belediye şirketinin bilançolarının, gelir tabloları, personel detayları ve Bilgi Toplumu Hizmetleri (BTH) raporlarının kamuoyuna kapatılması büyük bir tezat oluşturmaktadır. Mal ve Hizmet alımları içine gizlenen milyarlarca liralık personel maliyeti, mali illüzyonun en somut örneğidir.

3. Diğer Büyükşehirlerle Basın ve Sosyal Medya Eksenli Kıyaslama

  • Algı Yönetimi Başarısı: Ulusal basın, sosyal medya ve kamuoyu anketleri incelendiğinde; Ankara modelinin İstanbul, İzmir veya Bursa gibi diğer büyükşehirlere kıyasla “borçsuz, kasası para dolu ve şeffaf” bir yönetim olarak pazarlandığı görülmektedir.
  • Gerçeklerin Dili: İstanbul ve İzmir gibi metropoller devasa raylı sistem ve altyapı projeleri için dış borçlanmaya gidip bu kaynakları doğrudan “Sermaye Giderine (Yatırıma)” dönüştürürken; Ankara, bütçe gelirlerine oranla en yüksek “Atıl Mali Varlığa” (37,6 milyar TL) sahip olmasına rağmen fiziki yatırım üretme hızında geride kalmaktadır. Sosyal medyada yaratılan “mali başarı” algısı, BEMPE modelinin çapraz sorgulamalarında “fırsat maliyeti yönetilemeyen ve enflasyona ezdirilen atıl kaynak” gerçeğine çarpmaktadır.

4. Dönemlere Göre Yönetim Becerisi ve Performans Değerlendirmesi

  • 2018 (Eski Heyet): Kasası boşalmış, piyasa ve kamu borç yükü (özellikle EGO bazında) tavan yapmış, likidite krizi yaşayan ancak bütçesini fiziki kentsel yatırımlara odaklayan agresif/ plansız bir model.
  • 2019-2023 (Yeni Heyet 1. Dönem): Borç artış hızını dizginleyen, kasada nakit biriktirmeye başlayan ve mali disiplini “harcamayarak” sağlayan korumacı bir geçiş dönemi.
  • 2024-2025 (Mevcut Dönem): 139 milyar TL’yi aşan konsolide bütçe gelirine ve 37,6 milyar TL’lik rekor atıl nakit gücüne ulaşan; fakat bu devasa finansal gücü üretime, teknolojiye ve yatırıma dönüştürmek yerine, kontrolsüz istihdam artışı ve transfer harcamalarında eriten, şirketlere borç verip, 3 milyar TL faiz gideri ödeyen, vizyoner sermaye yönetiminden uzak bir dönem.
  • 2018- 2023- 2025’de ABB’nin Faiz Gideri ile 381 ve 481 Hesaplardaki Faiz tahakkuk bakiyeleri;

2018’de 148,3 milyon TL Faiz gideri yanında 484,7 milyon TL Faiz tahakkuk hesap bakiyesi.

2023’de 126,9 milyon TL’ye inen Faiz gideri yanında Faiz Tahakkuk hesap bakiyesi sıfır.

2025’de Faiz gideri 3 milyar TL’ye çıkarken, Faiz Tahakkuk hesap bakiyesi 3,55 milyar TL.

SONUÇ

Bilanço ve Strateji okuryazarlığı olmadan, ekip çalışması ve liyakat yerine tanıdık eş- dost- partili ağırlıklı kadrolarla ABB gibi devasa bir kurumu yönetmek zordur. Her şey çok güzel oluyor derken, biri çıkar ve verilere dayalı olarak “Kral Çıplak” deyiverir.!

Cumhurbaşkanlığı/ Devlet başkanlığı görevi; Devlet çok daha karmaşık yapısıyla, ekip kurma, çalıştırma ve hesap sorup denetleme başarı hikayesi olmayan, klasik siyasetçi refleksiyle hareket ederek sosyal belediyecilik uygulamalarıyla öne çıkan/ çıkartılan bir aday için taşınması zor ve hayatının son dönemi için aşırı riskli bir yüktür.!

“Cumhurbaşkanı, parti rekabetinin aktörü olmamalı; devletin ortak çıkarlarını temsil eden, içeride mümkün olduğunca uzlaştırıcı, dışarıda ise ülkenin çıkarlarını kararlılıkla savunan bir devlet adamı olmalıdır.”

Bir Cumhurbaşkanı veya devlet başkanı, iç siyasetin günlük polemiklerinden uzak durabilir; fakat anayasal sistemi ne olursa olsun tamamen siyasetin dışında olması mümkün değildir. Çünkü:

  • Bütçe öncelikleri belirlemek,
  • Dış politika yönünü tayin etmek,
  • Üst düzey atamalar yapmak,
  • Reformlar önermek,
  • Krizlerde karar almak

Bu yazı, belirli bir siyasetçiyi desteklemek veya karşı çıkmaktan çok, “Yerel yönetimlerde gözlenen yönetim anlayışı, ülke yönetimi için yeterli bir referans mıdır?” sorusunu tartışmaya açmak şeklinde yorumlanabilir.

Bir düşünür ve yazar olarak toplumu tarafsız şekilde aydınlatmak ve uyarmak görevimizdir.

Takdir Yüce Türk Milletinindir!

Bilgi paylaşınca güzel
X

Şifrenizi mi unuttunuz?

Bize Katılın