BÖLÜM-2
“BEMPE Hizmet Üretim Kapasitesi ve Gizli Personel Maliyetleri Analizi”
Ankara’nın demografik büyümesi ile belediyenin insan kaynakları yönetimi arasındaki asimetri, modern kamu maliyesinin “etkililik ve verimlilik” ilkeleri çerçevesinde masaya yatırılmaktadır.
1. Nüfus Artışı %7,2, İstihdam Artışı %130,6: Akut Etkililik Sızıntısı
- Verilerin Çıplak Gerçeği: 2018 yılında Ankara’nın nüfusu 5.503.985 iken, 2025 yılında 5.910.320’ye ulaşmıştır. Coğrafi mülki sınırlardaki nüfus artışı yalnızca %7,2’dir.
- İstihdam Patlaması: 2018’de kadrolu (15.800) ve 696 KHK’lı taşeron işçi (10.000) dahil toplam fiili çalışan sayısı 25.800 kişidir. 2024-2025 yılı Sayıştay ve Faaliyet raporlarında yakaladığımız resmi veri ise 32.500 kadrolu/bağlı kuruluş personeli ile 27.000 şirket/KHK’lı işçi olmak üzere toplam 59.500 kişidir. (WEB sitesi, Sayıştay raporları ve açık kaynaklardan elde ettiğim bu bilgilerde hata varsa, doğrusunu bilenler geri dönüş yaparsa düzeltirim.)
- BEMPE Verimlilik Teşhisi: Kentin nüfusu %7,2 artarken, belediye hizmetlerini yürüten personel ordusu %130,6 büyümüştür. Bir çalışanın belediyeye sağladığı katma değer ve personel başına düşen hizmet üretim verimliliği dramatik şekilde düşmüştür. Belediye, kentsel kalkınma odaklı bir hizmet birimi olmaktan çıkıp, “sosyal istihdam ofisi” işlevi görmeye başlamıştır.
2. Mal ve Hizmet Alımları Kalemine Gizlenen Personel Yükü
- Bütçedeki Maskeleme: Klasik bütçe okuyucuları Faaliyet Raporlarında “Personel Giderleri” kalemine bakar ve oranların yasal sınırlarda olduğunu düşünür. Oysa 27 bin şirket ve 696 KHK’lı personelin devasa maaş ve özlük maliyetleri, bütçede “Mal ve Hizmet Alım Giderleri” (Ekonomik Kod: 03) kalemi içine gizlenmiştir.
- Rakamların Dili: ABB’nin Mal ve Hizmet alım gideri 2018’de 2.005.496.000 TL iken, 2025’te 44.308.972.000 TL’ye fırlamıştır. Yaklaşık 22 katlık bu astronomik artış, mal tedarikinden ziyade bütçenin hizmet alımı adı altında şirket personeline akıtıldığının kanıtıdır.
3. Hizmetlerin Sosyal Sübvansiyonla Fonlanması ve Şirketlerin “Kara Deliği”
- Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Duvarı: ABB web sitesinde “şeffaflık” ana tema olarak işlense de, 15 belediye şirketi bilançoları, Gelir tabloları ve Bilgi Toplumu Hizmetleri (BTH) bölümleri tamamen boştur. Aynı şekilde ASKİ, kesin hesap ve bilançolarını şeffafça paylaşmamaktadır.
- Sermaye Enjeksiyonu ile Ayakta Tutma: Şirketlerin mali durumunun kötüye gittiği, ABB’nin 241 No.lu “Mali Varlıklar” hesabından (şirket sermayeleri) okunmaktadır. 2018’de 467 milyon TL, 2023’de 787 milyon TL 2025’de 5.964 milyon TL’ye 13 kat civarında artırılmıştır.
- Yasalara göre Personel şirketi hariç şirket kurması ve baka bir şirkete iştirak etmesi yasak olan ASKİ’nin 2018 yılında 241- Hesap bakiyesi 297,6 milyon TL, 2023’de 497,6 milyon TL, 2025’de 2.095,6 milyon TL ile 2018 yılına göre 7 kat artmıştır. EGO’nun 2018’de 241- Hesap bakiyesi 96,7 milyon TL’den 2023’de 62 milyon TL’ye düşürülmüş olsa da, 2024’de 1.404,8 milyon TL’ye çıkarılmıştır. ÖZET: ABB yönetiminin tutarlı bir şirket yönetim politikası olmadığı açıktır.
- Kar edemeyen ASKİ, EGO, Metro/ Tranvay, Mal ve Hizmet satışı yapan, tarifelerinde popülist sübvansiyonlar ile zarar edince, ana belediye bütçesinden sürekli sermaye artırımı ve “Borç Verme” (ASKİ 2025’te 1.77 milyar TL, EGO 1.34 milyar TL borç almıştır) mekanizmalarıyla yüzdürülmektedir.
4. Üst Yöneticilerin Şahsi Mali ve Hukuki Riski
- Kişi Alacakları Tehlikesi: Sayıştay denetimlerinde en kritik kalemlerden biri “Kişilerden Alacaklar” (Hesap Kodu: 140) hesabıdır. Kamu zararı veya tahsil edilmeyen alacakları gösterir. ABB’de bu rakam 2018’de 45 milyon TL iken, 2025’te 1.831.028.000 TL’ye ulaşmıştır.
- Faizli Riski İki Katı: Bu rakamlar faiz hariç ham rakamlardır. Güncellenmiş kişi alacakları riski bunun en az 2 katıdır. Mevzuata aykırı personel istihdamı, limit üstü krediler ve tahsil edilmeyen bu alacaklar, ileride belediye başkanı ve üst yöneticilerin şahsi mali sorumluluğuna (rücu mekanizması) dönüşebilecek akut riskler barındırmaktadır.
5. Kamu hiçbir zaman iyi işletmeci olamamıştır
- Bir dönem kamuda KİT- Kamu İktisadi Teşekkülü olarak tanımlanan şirketlerin Özelleştirilme hareketliliği vardı. Hepsi zaten özelleştirilmedi. 250 civarı KİT özelleştirme kapsamında satıldı. Bugün BİT- Belediye İktisadi Teşekkülü sayısı 3.000 adet civarı olup, %50’den daha az sermaye ile ortak oldukları iştiraklerle Belediyeler 3.500 civarı şirketin ortağıdır.
- Kötü yönetilen bu şirketlerin tek kazananı 15-19 kişiye ulaşan YKÜ- Yönetim Kurulu Üyeleri ile üst yöneticilerdir. Vatandaşa sunulan bazı hizmetler ucuz gibi görünse de, Gider Muhasebesi dikkate alınmadığı için, yapılan sermaye artışlarıyla hizmet için kullanılması gereken kamu kaynakları ve ayni sermaye olarak şirketlere konulan taşınmazlar ile maliyet çok daha fazladır.
SONUÇ
ABB yönetimi 2018- 2023 döneminde kamu kaynaklarına sahip çıkan, likit kaynaklarını çoğaltan, üretim ve verimlilik ağırlıklı bir yönetim sergilerken, 2024 ve 2025’de açıkça politik yatırım kararları ağırlıklı, sübvansiyonlarla şirketlerini ve Su- Ulaşım tarifelerini belirleyerek, aşırı istihdam politikasının olumsuz etkilerini görmezden gelmiştir. Bu durum bilançolar ile Gider kalemlerinde Yatırım- Verimlilik ağırlıklı harcamaların yerine Cari- Sermaye transferlerinin artması sonucunu doğurmuştur.
Türk Ticaret kanunu Md. 18 uyarınca, Kamu şirketi yöneticisi dahi olsa TACİR; Basiretli bir iş insanı gibi hareket etmekle yükümlüdür.
Devamında şu sorumlulukları hatırlatır;
- Öngörülebilirlik ve Tedbir.
- Kanuni Sorumluluk,
- Sözleşme Serbestisi ve Ağır Sonuçlar,
- İspat ve Kusur Durumu
KISACA; “Yüzmeyi bilmiyorsan, derin sularda denize girmeyeceksin” diyor.!