Rahmetli babam sıkça kullanırdı. “Ne bu perhiz, ne bu lahana turşusu..!”
KKTC’ye doğalgaz boru hattı döşenmesi konusunda basında çıkan haberlere göre karşılıklı imzalar atılmış. “DOĞALGAZ DAĞITIM ŞİRKETLERİ VE BELEDİYE PAYLARI” kitabını yazmış bir kişi olarak değerlendirme yapacağım.
Öncelikle KKTC’nin durumuna bakalım;
- Turizm ve tarım- hayvancılık- üniversite eğitimi- konut inşaatı ağırlıklı bir ekonomi.
- Yılın 12 ayının 1-2 ayı soba yakacak seviyede soğuk. Oteller ve konutlarda klima yaygın.
- Sıcak su ihtiyacı, oteller ve konutlarda, çatı güneş enerji kollektörlerinden elde edilir.
- Sanayi- baca gazı- neredeyse yoktur. Doğal “Karbon Nötr” hatta dünyada Karbon Negatif ülke adaylarındandır. Atmosferi temizleyen bu özelliği ile karbon kredileri/ hibeleri alabilir.
- Doğalgaz fosil yakıt kökenlidir. Ancak adanın çevresinde zengin doğalgaz yatakları vardır.
- Amaç iddia edildiği gibi elektrik üretim ve konut ısınması ise, Beşparmak dağları güney yamacı doğal platform olup, GES- Güneş Enerji Santralleri için ultraviyole yönünden zengindir.
- Kuzey sahilleri yılın 11 ayı rüzgarlı olup, deniz üstü veya mendirekler üzerinden RES/ OFF-SHORE santraller ile elektrik elde edilebilir. Danimarka denizinde 5 bin civarı RES var.
Bu verilere göre 100 km civarı deniz altı boru döşeyip, min. 20- 25 km iç dağıtım ağı yatırımla KKTC’de doğalgaz termik santrali kurup elektrik elde ederek konut- otel ısıtmalarında kullanılması bence mantıklı ve ekonomik görünmüyor. Hatta sanayi yatırımı olmayan Türkiye’nin Akdeniz sahillerindeki turizm ağırlıklı yerleşim yerlerinde bile mantıklı ve efektif değildir.
Ayrıca COP 31 kongresi düzenleyecek Türkiye’den fosil yakıt ağırlıklı değil de yenilenebilir kaynaklara dayalı yatırımlar ve projeler üretmesini beklemek daha mantıklı değil mi?
AKLIMDA DELİ SORULAR;
- Hangi gerekçeyle deniz altından Doğalgaz boru hattı döşenmesinde ısrar ediliyor? Daha önce içme suyu hattı döşendi. Elektrik kablo hattı çalışmaları var.
- GKRY- Güney Kıbrıs doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması mı planlanıyor? TC ve KKTC bu konsorsiyum dışında tutulurken ve KKTC münhasır deniz alanlarında olası Doğalgaz kaynaklarına ulaşmamız engellenirken, Sayın Alparslan Bayraktar’ın “ileride ters akışla Doğu Akdeniz gazının Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşınabilecek” demesini alkışlayıp gurur mu duyalım?
- Bu yatırım KKTC’nin enerji ihtiyacı için yapılıyorsa ekonomik olarak Türkiye’nin üstlenmesi sorgulanmalıdır. Eğer İsrail, GKRY, Mısır, Lübnan vb. konsorsiyum veya çok uluslu şirketlerce Doğu Akdeniz’de çıkarılacak gazın AB’ye taşınacağı bir omurga olacaksa yatırımın;
*Uluslararası konsorsiyum ülkeleri tarafından mı,
*Uluslararası enerji şirketleri tarafından mı,
*Proje finasmanı sağlayan bankalar- fonlar- sigorta şirketleri- yatırım konsorsiyumları tarafından mı finanse edildiği/ edileceği kamuoyuna açıklanmalıdır.
- İktidar yalanlasa da, kamuoyunda sıkça tartışılan İsrail ile ticaretin devam ettirildiği iddiası, bir başka boyuta taşınarak İsrail ve GKRY’nin içinde olduğu Doğu Akdeniz doğalgazının taşınması konusunda “arka kapı” diplomasisi mi yürütülüyor?
- Bu düşüncelere gereksiz kuşku olarak bakılırsa, uluslararası sulardan geçen “KKTC Su Hattı” dahil hangi uluslararası sigorta kuruluşlarının sigorta yaptığını öğrenebilir miyiz? Uluslararası Sigorta şirketlerinin sigortalamadığı hiçbir projeye finansal yatırım desteği verilmez. Türkiye kamu kurumları bile ihalelerde “All Risk” sigortası yaptırmayana hak ediş ödemez.
YAPAY ZEKA DESTEKLİ CEVAPLAR AŞAĞIDA
Sorular enerji ekonomisi, jeopolitik ve iklim politikalarının kesiştiği bir konu. Yukarıda çizdiğim teknik çerçeve, Doğalgaz dağıtımı konusunda kitap yazmış biri olarak, klasik “enerji arzı” bakışının ötesinde “stratejik yatırım analizi” aklını ortaya koyuyor. Devlet aklının da bu paralelde olması gerektiğini düşünüyorum. Birkaç senaryo üzerinden değerlendirelim.
Ön değerlendirme
Sadece KKTC’nin iç enerji ihtiyacı açısından bakarsak, ekonomik olmadığı görülüyor. Ancak toplumdan bu gerçeğin saklandığı endişesi devlet ciddiyetine zarar vererek güvensizlik yaratabilir.
Bunun nedenleri:
- KKTC’nin nüfusu yaklaşık 450-500 bin civarıdır.
- Ağır sanayi yok.
- Isınma ihtiyacı çok sınırlı.
- Sıcak su ihtiyacının önemli bölümü güneş kolektörleriyle karşılanıyor.
- Elektrik talebi Avrupa ölçeğinde oldukça az.
- Yaklaşık 100 km deniz altı boru hattı milyarlarca dolarlık yatırım gerektirebilir.
- Bu yatırımın geri dönüş süresi çok uzun olur. TC mevcut ekonomik sorunlarıyla bu yatırımı tek başına üstlenirse bütçe/ borç dengesi zaten bozuk olup daha fazla riske girer.
Bu nedenle yalnızca KKTC’ye gaz vermek amacıyla yatırım ekonomik açıdan güçlü görünmüyor.
Senaryo 1: Enerji arz güvenliği
KKTC elektrik üretiminde büyük ölçüde fuel-oil kullanılıyor. (Yıllardır neden GES-RES kurulmadı!?)
Doğalgaz;
- Daha temiz,
- Bakım maliyeti düşük,
- CO₂ emisyonu kömüre göre yaklaşık %40-50 daha az,
- Elektrik üretim maliyeti azaltılabilir.
Bunlar teknik gerekçe olup, ekonomik olup olmadığı ayrıca tartışılmalıdır.
Senaryo 2: Jeopolitik
Türkiye;
- Su götürdü,
- Elektrik kablosu götürmeyi planlıyor,
- Şimdi gaz da götürürse
KKTC’nin enerji altyapısı Türkiye ile entegre olur. Bu ekonomik olduğu kadar stratejik yatırımdır.
Senaryo 3: Doğu Akdeniz enerji merkezi
Bence asıl büyük senaryo budur. Türkiye yıllardır şunu savunuyor:
Doğu Akdeniz gazı; Türkiye üzerinden, Avrupa’ya gitmeli.
Böyle bir ana hat kurulursa, KKTC bağlantısı bu ana hat içinde küçük bir kol olabilir. Yani asıl yatırım KKTC için değil, Doğu Akdeniz enerji koridoru için yapılmış olur.
Pazarlıklar bu sefer ülke yararına odaklı yapılmalıdır. Geçmişte olduğu gibi, “Su akar, Türk bakar” gibi, Doğalgaz hatlarında KORİDOR ülke değil, en azından TRANSİT hatta HUB/ MERKEZ ülke olarak gelir ve güç kazanacağımız anlaşmalar yapılmalıdır.
GKRY gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması doğru bir karar mı?
Bu ihtimal uzun yıllardır konuşuluyor. Nedenleri;
Doğu Akdeniz’de; Chevron, Eni, Total Energies gibi şirketlerin ruhsatlı sahaları var.
Ekonomik açıdan, en kısa, en ucuz, en güvenli güzergâh, Türkiye üzerinden Avrupa’dır.
Ancak bunun önündeki en büyük engel, Kıbrıs sorunu ve TC- GKRY siyasi ilişkileridir.
Yatırımı kim yapıyor?
Bugüne kadar kamuoyuna yansıyan bilgilere göre kesinleşmiş uluslararası finansman modeli yok. Muhtemel seçenekler:
- Türkiye’nin kamu yatırımı,
- Kamu- özel ortaklığı,
- Uluslararası konsorsiyum.
Nihai yatırım kararı kamuoyuna açıklanmadı. (Sözleşme imzalandığına göre belli olması gerekir!)
AB finansmanı mümkün mü?
Eğer amaç yalnızca KKTC ise, AB’nin bunu finanse etmesi oldukça düşük ihtimaldir. Ancak; Doğu Akdeniz gazının, Avrupa’nın enerji güvenliğine katkı sağlayacak şekilde taşınması söz konusu olursa, uluslararası finans kuruluşları veya özel enerji şirketlerinin finans sağlaması teorik olarak mümkün.
Bunun gerçekleşmesi ise siyasi uzlaşılara bağlıdır.
Başka hangi senaryolar olabilir?
Bence en ilginç senaryo, linkteki yazılarımda belirttiğim gibi; KKTC’nin yenilenebilir enerji laboratuvarı ve Karbon Negatif Ülke olmasıdır.!
Bunun için;
- Beşparmak Dağları’nın güney yamaçlarında büyük ölçekli güneş enerji santralleri,
- Kuzey kıyılarda deniz üstü veya mendirek tipi rüzgâr santralleri,
- Batarya depolama,
- Yeşil hidrojen üretimi,
- Sıfır atık ve Döngüsel ekonomi
- Arıtma sularının tarımsal sulamada kullanılması için, ağır metallerden ayıklanması hedefli Mikroalg Biyoreaktörü/ Çiftlikleri kurulması
- Elektrikli toplu ve bireysel ulaşım zorunluluğu,
- Karbon negatif turizm modeli birlikte düşünülebilir.
Bu model, KKTC’nin “Akdeniz’in karbon negatif ada ekonomisi” markalaşmasına katkı sağlar.
COP31 açısından
Türkiye COP31’e ev sahipliğiyle iklim liderliği hedefleniyorsa, büyük ölçekli fosil yakıt altyapılarının ekonomik ömrü ile uzun vadeli net sıfır hedefleri arasında denge kurmalıdır. Doğalgaz, kömür ve fuel-Oile göre daha düşük emisyonlu geçiş yakıtı olsa da, uzun ömürlü yeni gaz altyapıları, yenilenebilir enerjiye geçiş hızını olumsuz etkileyeceğinden yatırım kararları çok dikkatli analiz edilmelidir. Ayrıca KKTC’nin durumu COP 31 toplantısında akıllara kazınacak şekilde net olarak ortaya konulmalıdır. https://abaybarsgogez.net/unutulmayacak-cop31-toplantisi-yapmak/
SONUÇ
Yalnızca KKTC’nin elektrik üretimi ve konut/otel kullanımını karşılamak amacıyla yaklaşık 100 km’lik deniz altı doğalgaz boru hattı inşa etmek ekonomik açıdan güçlü bir gerekçeye sahip görünmüyor. Böyle bir yatırımın anlamlı olabilmesi için arkasında daha geniş bir jeopolitik veya bölgesel enerji koridoru stratejisinin bulunması beklenir.
KKTC’nin sınırlı ısıtma ihtiyacı ile İklim ve Enerji politikası, yüksek güneşlenme süresi, rüzgâr potansiyeli ve temiz çevresi birlikte değerlendirildiğinde, yenilenebilir enerji ve düşük karbon ekonomisi üzerine konumlandırılırsa, uzun vadede hem ekonomik hem de uluslararası görünürlük açısından önemli avantajlar sağlayabilir.
Ayrıca arka kapı diplomasisi ile kamuoyundan saklanan gerçekler, vatandaşların hükümete karşı güven duygusunu zedeleyebilir.
Maksat iş yapıyor görünüp, yandaşlara yani beşli çeteye ve alt çeteciklerine para aktarmak. Ya da çok hazin durumdayız ki bunlarda bir yerlere sürülecek akıl yok.
Kitabımda açıkça yazdım.
Türkiye’nin enerji, politikası yok.
Hatta bugün X paylaşımımda bakanı ve CB’nı etiketleyerek bu yazımın linkiyle birlikte tekrar yazdım.
Üstadım,
bu değerli bilgiler çin öncelikle kaleminize, yüreğinize sağlık.
Dün, yani 10.07.26 tarihinde Türkiye ve KKTC arasında doğal gaz boru hattı inşa edilmesine ilişkin mutabakata varıldığını ve törenle imzalandığını görsel basından öğrendik. Proje 2028′ de hayata geçirilecek deniliyor ..
Öncelikle hayırlı olsun inşallah!
Ancak; sizin de makalenizde belirtmiş olduğunuz gibi, şayet yalnızca KKTC iç pazarı (konut ve otel tüketimi) dikkate alındığında proje saf bir ticari yatırım olarak kısa vadede rentabl değildir. Ancak elektrik üretimi, ihracat potansiyeli ve jeopolitik kazanımlar eklendiğinde uzun vadede yüksek bir ekonomik getiri sağlayabilir.
Yapılacak olan maliyet, “Makro-ekonomik ve bütünleşik” bir model uygulandığı takdirde ancak 10-12 yıl içinde amorti edilir kanaatindeyim.
Sadece iç tüketime gaz satarak hattın kendini amorti etmesi ise 30-40 yıldan fazla sürecektir
Evet, sizin de sonuç itibarıyla kaleme aldığınız gibi rentabl bir proje mi sorusu kafalarda dolaşmaktadır.
Sağlıklı ve keyifli bir hafta sonu geçirmenizi diler,
Saygılarımı iletirim.
Aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Katkılarınız için teşekkürler değerli dostum.
Konuya yapılmasın, istemezük diye yaklaşmıyorum. Stratejik devlet aklı ile artı/ eksi hesaplanarak karar verilmesi önemlidir. Özellikle yakın tarihte “Ben yaptım oldu” şeklinde yaklaşımlarla alınan bazı kararların (S-400 örnektir) sonrasında ülkemizi ne denli zora soktuğu malumdur.
Yönetim Muhasebesi Perspektifinden KKTC Doğalgaz Boru Hattı Projesi
Sayın Ahmet Baybars,
Makaleniz, projenin teknik ve ekonomik eleştirisini yerinde bir biçimde ortaya koymuş…konu stratejik maliyet yönetimi, yatırım değerlendirmesi ve risk analizi açısından kısaca değerlendirecek olursak:
Ekonomik ve Maliyet Analizi
KKTC’nin sınırlı nüfusu, turizm-tarım ağırlıklı ekonomisi, ılıman iklimi ve yüksek güneş potansiyeli dikkate alındığında, yalnızca iç enerji ihtiyacını gerekçe gösteren bir proje zayıf bir net bugünkü değer (NPV) ve uzun geri ödeme süresi sunmakta…
Denizaltı boru hattı, terminaller ve dağıtım altyapısı için öngörülen yüksek sermaye harcaması (CAPEX), yaşam döngüsü maliyetlemesi (Life-Cycle Costing) açısından fuel-oil tasarrufunu orta vadede zor telafi eder. COP31 öncesi fosil altyapı yatırımı, sürdürülebilirlik muhasebesi ilkeleriyle de gerilim yaratmakta…
Stratejik Değer ve Gerçek Opsiyon
Projenin asıl gücü, çift yönlü tasarımda yatmaktadır. Doğu Akdeniz gazı için potansiyel ters akış, Türkiye’yi bölgesel enerji hub’ı konumuna taşıyabilecek stratejik gerçek opsiyon değeri yaratır. Bu, klasik maliyet-fayda analizinin ötesinde, tamamlayıcı varlık ilişkisi (su ve elektrik projeleriyle entegrasyon) ve arz güvenliği sağlar. Ancak bu senaryo, uluslararası finansman, sigorta ve jeopolitik uzlaşıya bağlı olduğu kanaatindeyim…
Riskler ve Öneriler
Jeopolitik gerilimler, kur riski, kapasite atıl kalma ve yenilenebilir teknolojilerin maliyet düşüşü önemli belirsizliklerdir. Şeffaf bir senaryo analizi ve Balanced Scorecard yaklaşımı şart..
Son söz :
Proje, salt KKTC ihtiyacı için ekonomik görünmemektedir; ancak bölgesel stratejik hub vizyonuyla değerlendirildiğinde anlam kazanır. Hibrit bir model (doğalgaz + hızlandırılmış GES/RES) ve bağımsız denetim, karar kalitesini yükseltir. Şeffaflık ve çok kriterli analiz, kamu güvenini güçlendirir.
Sağlıcakla kalın ..Daha çok yazacaktım ..Özet halinde yazdım ..
Saygıdeğer hocam,
Bu kısa haliyle bile mesaj çok net alınmıştır.
Bir başka yoruma verdiğim cevap gibi stratejik devlet aklı “doğrultu tutarlılığı” gözetilerek uygulanırsa sorun yok. Bilim temelli yaklaşarak uzun dönemde daha başarılı ve verimli projelere imza atmak mümkündür. Siyasetçilerimizden beklentimiz budur..