Son zamanlarda alıştırıldık..!
En büyük kule
En büyük minare
En uzun tünel
En hızlı tren vb.
Bugünlerde gündem “EN İYİ ULUSLARARASI TOPLANTI YAPMAK”.
Önümüzde 7-8 Temmuz NATO Devlet ve Hükümet Başkanları ile 9- 20 Kasım Antalya COP31 İklim Zirvesi var.
İktidar NATO zirvesi için harcamada limit tanımıyor. Sayın Trump’ın uçağı insin diye yeni havaalanı, sayın Macron’un sabah koşusu için park bile hazırlandı. Konuşulanlara göre bütçe 12-15 milyar civarı. Emekli şimdilik beklesin..
COP31 niye önemli?
Her şey UEA- Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) başkanı sayın Fatih BİROL’un bir TV kanalında yayımlanan röportajı ile konu boyut değiştirdi. Tam da Dünya Futbol Şampiyonasından elendiğimiz gün.
“COP toplantıları Olimpiyat düzenlemek kadar önemlidir. Sayın Cumhurbaşkanı ile görüştüm, kamuoyunda yeterli ilgi ve duyarlılık göremiyoruz.!”
Kavgada bile söylenmeyecek bu lafı edince, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ile sayın Murat KURUM’un koordinatörlüğüne havale edilen bu toplantı “EN İYİ” olamayabilir mi acaba telaşı başladı.!
Sayın Emine ERDOĞAN da yakın tarihte Uluslararası “Sıfır Atık” Kongresi düzenlemişti. Acaba yeterli etki/ ilgi yaratmadı diye laf mı çaktı sayın BİROL.!
Bloğumda 10 civarı İklim, Dekarbonizasyon, Emisyon başlıklarında yazılar var. Video kaydımın yer aldığı bu yazımda hiç bilgisi olmayan kişilerin dahi anlayacağı seviyede yazılı ve sözlü konu hakkında bilgilendirme yaptım. https://abaybarsgogez.net/iklim-degisikligi-nedir-neleri-kapsar/
Hafızalara kazınan bazı COP toplantıları şöyle;
- Rio Konferansı ile 1992’de UNFCCC kuruldu.
- Kyoto Protokolü COP 3 Aralık 1997
- Paris İklim anlaşması COP 21 Aralık 2015
- Glasgow COP 26 toplantısı Kasım 2021 Kömürden çıkış ilk kez metne girdi.
- COP 27 Şarm El-Şeyh 2022’de yapıldı. Kayıp ve zarar fonu kuruldu.
- COP 28 Dubai 2023’de yapıldı Fosil yakıttan uzaklaşma ve enerji dönüşümü vurgusu yapıldı.
- COP 29 Bakü 2024’de yapıldı. İklim finansmanı ana gündem oldu.
Bakın 30 toplantı içinden zorlayarak hatırlananlar bunlar. Şöyle de denebilir;
“İklim rejimi; UNFCCC ile başladı, Kyoto ile bağlayıcılık kazandı, Paris ile evrenleşti, COP toplantılarıyla dinamik tartışılan bir sisteme dönüştü.”
Sadece Sıfır atık ile COP31 geçiştirilirse EN İYİ’ler arasına girmez. Çok daha Proaktif ve Yenilikçi yaklaşımlar gündeme getirilmeli.
COP31’de ANA TEMA olarak UYGULAMA (Implementation) belirlenmiş. Açıklaması şöyle;
İklim değişikliğiyle mücadelede verilen taahhütlerin hayata geçirilmesini merkezine alan “Uygulama”.!
Bakü kongresinde sayın Cumhurbaşkanı; “Green Climate Fund- Gelişmekte olan ülkelere destek- kaynaklarını gevşetin ve sözlerinizi tutun diye haziruna seslenmişti. Ne oldu? Gevşettiler mi? SKDM Ocak 2026’da başladı ve hiç gevşetilmedi!!
Kısaca, “Para/ hibe verme sözünüzü tutun” diye anlaşılabilecek çok zayıf ve iddiasız ancak, ülkemizi para dilenen konumuna düşürebilecek tehlikeli bir yaklaşım/ slogan olarak görüyorum.
İyi de bir fikrin var mı?
Her eleştiri sonrası mutlaka kendi düşüncelerimi paylaşırım. Ben olsam, “YENİLİKÇİ YAKLAŞIMLAR” der ve altını aşağıdaki bazı başlıklarla doldururdum.
- Belediye- OSB- Kışla- Kurum arıtmalarındaki ağır metalleri ayıklayıp tarımsal sulamada kullanmak için MİKROALG BİYORAFİNERİ/ ÇİFTLİKLERİ kurulacaktır.
- Yüksek proteinli İnsan gıdası, Hayvan yemi katkısı, Doğal gübre ve Yenilenebilir ALGAL yağı elde edilmesi yaygınlaştırılacaktır.
- Giderek kapsamı genişletilen SKDM- Sınırda Karbon Düzenlemesi Mevzuatını desteklemek üzere Yerel yönetimlerin kabiliyetleri artırılarak, hibe kaynaklara erişimleri kolaylaştırılacaktır.
- Linkteki videoda önerdiğim gibi, doğal olarak karbon nötr olan KKTC, Bouthan krallığından sonra Dünyanın 2’nci “KARBON NEGATİF” ülkesi olacaktır. (Atmosfer ortak değerimiz olduğu için önemli.)
- Karbon nötr hedefi çerçevesinde, Bazı Üniversiteler ile Yüksek Okullarda aşağıdaki bölümler açılarak yurt içi ve yurt dışı istihdam talepleri karşılanacaktır:
- Fotosentez Mühendisliği ve teknikerliği
- ALG Mühendisliği ve teknikerliği
- Karbon Mühendisliği ve teknikerliği
- Bitki, ALG, Kültür, Gen Fizyolojisi mühendisliği ve teknikerliği
- Metabolizma mühendisliği
- Biyoplastik ve Biyoreaktör mühendisliği ve Teknikerliği vb.
- Mesleki Yeterlilik Kurumları, Halk Eğitim Merkezleri, Belediyelerin Eğitim Merkezleri, Birliklerin eğitim çalışmaları ile kışlalarda askerler için eğitim seferberliği ilan edilecektir.
- Türkiye’nin İL- İLÇE- BELDE merkezlerinin Karbon emisyon haritaları hazırlanarak Karbon Nötr seviyeleri ölçülecektir.
- Karbon Off- Set pazarına girerek, karbon kredilerinin kullanımı yaygınlaştırılacaktır.
- Döngüsel ekonomi; Kamu- Belediyeler- Sanayi- Tarım- Hizmetler sektörleri ile vatandaşların günlük yaşamının odağına alınarak, enerji ve kaynaklardan azami tasarruf edilecek ve verimlilik artırılacaktır.
- GSYİH’ya katkısı %1,5- 2 olan Mavi Ekonominin etkisi, tüm münhasır kıyı alanları ile iç bölgelerde ve 25 su havzasında etkinleştirilerek, katkı ilk etapta %10 seviyesine çıkarılacaktır.
Bu önerilerin bir kısmı veya başka konular eklenerek hepsinin kabulü halinde, altını doldurmak için hızla ekipler kurulmalı ve dokümanlar hazırlanmalıdır. İhtiyaç duyulursa bu önerilerin altını doldurabilecek bilgi ve birikimlerimi paylaşabilirim.
Bir adım öteye geçerek tüm dünyada ses getirecek önemli bir atılım fırsatı yaratabiliriz.
Hürmüz boğaz geçişinden ücret alınması en önemli anlaşma maddesi oldu! Daha savaş başlamadan linkteki yazımı paylaşmıştım. Marmara denizi Hürmüz boğazı gibi çok uluslu bölge değil. Bildiğim kadarıyla konumu itibarıyla dünyada tek. O halde atmosferimizi ve çevre yerleşimlerimizi ve doğamızı olumsuz etkileyen gemi geçişlerinden pay almamızdan daha doğal ne olabilir? Eğer gündeme getirilir ve sayın Trump da ikna edilirse milyon dolarlar hazineye girer. https://abaybarsgogez.net/bogazlar-ve-marmaraya-kiyisi-olan-belediyelere-ek-gelir-firsati-1/
Kısaca mesele sadece Çevre Şehircilik ve İklim bakanlığı çerçevesinde görülmemelidir. Üniversiteler, STK’lar, Tarım- Sanayi- Hizmetler kesimleri ile düşünce kuruluşlarının etkili ve yenilikçi yaklaşımlarla organizasyona katkı koymaları sağlanmalıdır. Benden bu kadar fikir çıkıyorsa, Türkiye’nin geri kalanından çok daha güzel fikirler çıkabilir.
Vatandaşların ilgisini çekebilmek için tanıtım gayretinden daha çok yaşamlarına dokunacak uygulamaların simülasyonları yapılmalıdır.
Toplumun pek fazla bilgisi olmadığı konuda vermiş olduğunuz aydınlatıcı bilgiler için çok teşekkür ederim.
Sayın Ahmet Baybars yazınızı okudum…Tebrik ederim ..
Hasbelkader bu yazınız ile ilgili olarak dilimiz döndüğünce bilgi dağırcığımızdakiler ile izninizle Muhasebe perspektifinden bir kaç kelam bir kaç ekleme yapmak isterim …
Muhasebe felsefesinin temelinde yatan soru şudur: Muhasebe, hakikati mi gösterir, yoksa iktidarın meşruiyetini mi üretir?
Şirket kapitalizminin hegemonik yükselişiyle birlikte entegre raporlama, ESG ve “sürdürülebilirlik” muhasebesi, maalesef ikincisini yapan sofistike bir araç haline gelmiştir. Gerçek ekolojik ve sosyal maliyetleri dışsallaştıran, hegemonik sermayenin yeşil despotizmini kamufle eden bir ideolojik aygıttır.
Net-zero taahhütleri, karbon kredileri ve entegre raporlar; fosil sermayenin devamını sağlayan, kamuyu yanıltan ve yeni yeşil birikim rejimini meşrulaştıran birer greenwashing mekanizmasıdır.
Gerçek muhasebe, dışsallıkları içselleştirmeli; oysa mevcut pratik, onları daha sofistike biçimde gizlemektedir.
COP31’de “Uygulama” teması altında bu eleştiriyi masanın tam ortasına koymazsak, zirve küresel ölçekte en büyük yeşil yıkama operasyonlarından biri olur. “Para verin” retoriği de dahil, mevcut iklim finansmanı tartışmaları yapısal hegemonyayı örtbas etmekten ibarettir.
Bu nedenle COP31 için zorunlu gördüğüm duruş:
– “Gerçek Uygulama mı, Yeşil Yıkama mı?” başlıklı eleştirel bir ana forum kurulmalı. Bağımsız akademisyenler öncülüğünde mevcut entegre raporların ideolojik işlevini teşhir edilmeli…
– Mikroalg biyorafinerileri, alg mühendisliği, karbon negatif KKTC ve yeni mühendislik dalları gibi yenilikçi önerileriniz mutlaka hayata geçirilmeli; ancak bunlar yeşil kapitalizmin yeni kâr alanları olmaktan çıkarılarak, hegemonik yapıya karşı radikal araçlara dönüştürülmeli.
– Tam Maliyet Muhasebesi (True Cost Accounting) – ekolojik borç, sosyal borç ve nesillerarası adaleti de kapsayan – ana gündem haline getirilmeli.
– Karar alma süreçlerine emekçilerin, yerel toplulukların ve eleştirel aklın gerçek katılımı sağlanmalı; aksi takdirde “uygulama” yeni bir yeşil
COP31 teknik projelerle sınırlı kalmayıp, sistem sorgulayan dönüştürücü bir zirve olmazsa önceki COP toplantıların deneyimini tekrar yaşamak kaçınılmaz olacaktır …
“ körler sağırlar birbirini ağırlamaya devam edecektir “
Sağlıcakla kalın …
Prof. Dr. Orhan Elmacı