Belediyelerin hizmet verip tahsilat yapamadığı bazı gelirleri paylaşacağım. Gizli saklı değil. Aceleye hazırlanmış hatalı kanunlar ve düzenlemeler sonucu göz göre, göre zarara uğratılıyorlar.!

Vatandaş eksik ödeme yapamaz. Ödemeyenin elektriği veya doğalgazı kesilir. Vergisini ödemeyen olursa icra yoluyla tahsil edilir. Ancak, yüksek gelire sahip, borsada işlem gören enerji ve telefon şirketleri ya hiç vergi ödemez, ya da ortağı olan belediyelere temettü paylarını ödemez. Hiçbir devlet kurumu da hesap sormaz. Çünkü her partili belediyede benzer sorunlar yaşanır. Kimse, kimsenin ayağına basmak istemez. Yük döner dolaşır halkın sırtına biner.

“DOĞALGAZ DAĞITIM ŞİRKETLERİ VE BELEDİYE PAYLARI” kitabımda ayrıntılar var.

  1. Doğalgaz Dağıtım Şirketinde Belediyeleri temsilen en az bir Yönetim Kurulu Üyesi

(YKÜ) vardır. Her ay yüksek huzur hakkı alırlar. Aralarında 6102 Türk Ticaret Kanununu okuyan, okusa da anlayan neredeyse yoktur. Böyle prestijli! görevi, hiçbir ticari deneyimi olmasa da çoğu belediye başkanı, deneyimli birisine bırakmak istemez.!

Doğalgaz Dağıtım şirketleri profesyonellerce yönetilir. Genel kurulda şirket çıkarları gereği yatırım ve sermaye artışı kararı alınınca, temettü dağıtılmasın diye hemen el kaldırır bu hazretler! Belediyeye zararı var mı yok mu düşünmezler. Örneğin 5.000.000 TL kar varsa, 500.000 TL kar payı iştiraklerden gelen mis gibi kazançtır.. Birçok açık kapatır.

Ticaret Sicil gazetesinde toplantı tutanakları/ özetleri yayımlanır. Kararların oy birliği mi yoksa oy çokluğuyla mı alındığı yazılır. Kitabımda %90 kararın oy birliğiyle alındığını detaylarıyla anlattım. Bir şirkette azınlık hisse sahibi ortak itiraz etmiş, belediyeleri temsil eden YKÜ temettü dağıtılmasın diye şirket lehine oy kullanmış.! Huzur payı alıyor ya her ay.! Huzuru bozulsun istememiş galiba.!

Muğla ve Tekirdağ Büyükşehirleri dâhil hâlâ 15 civarı belediye bedelsiz hissesini almamış. Bedelsiz ortak olup, Bilanço 241 hesapta görülmeyen sermaye payı da kamu kaynağı kaybıdır. O bilanço bana göre yanlıştır.

Şirket kârının %10’nu belediye payı olup kamu kaynağıdır. Yatırım- sermaye artışı vb. her ne bahaneyle ödenmemesi kamu kaynağının gaspı demektir… Belediye yatırımcı değil ki! Sermaye artışında bedelsiz hisse sahibinden nakdi katılım payı talep edilemez. Şirkete ortak yapılarak, nasılsa temettü karı olacak diye ayrıca vergi vb. gelir kazanması düşünülmemiş.

DOĞALGAZ DAĞITIM ŞİRKETİNE ORTAK YAPILIP DA GELİR ELDE ETTİĞİNE SEVİNEN BELEDİYE DUYMADIM.! ESASEN GELİR ELDE EDEBİLEN DE YOK.!

2. Telekom Şirketleri ise kent-belde cadde ve sokaklardan geçen hatları nedeniyle, her yıl belirlenen “GEÇİŞ HAKKI” bedelini öder. Belediyeler için sabit gelir kaynağıdır…

Doğalgaz Dağıtım Şirketleri de genelde Telekom kablosuna paralel borular döşer. Her ikisi de harç ve yol tahrip bedeli öder. Belediyenin verdiği hizmet aynıdır. Ancak Telekom şirketine belediyelerin ortak edilmesi diye bir kanun yoktur. Elektrik dağıtım şirketine de ortaklık söz konusu değildir. GEÇİŞ HAKKI BEDELİ gibi sabit gelir elde etmek yerine, niye ortak yapılmışlar mantıklı açıklama bulamadım. EPDK kazı vb. işlemler için daha iyi hizmet alsınlar diye böyle yapıldı manasına gelen cevap vermiş. Kitabımda yazışmalar var. 

3. Belediye mücavir sahasında RES ve GES santralleri olan şirketler de belediyelere para/ vergi ödemiyor. Yangın çıksa belediyenin itfaiyesi gidiyor. Bedava hizmet alıyorlar… Aboneler ise Elektrik ve havagazı tüketim vergisini, gelen elektrik faturasıyla ödüyor…

ELEKTRİK ÜRETEN ŞİRKETLER YEREL YÖNETİMLERE VERGİ/ HİZMET BEDELİ ÖDEMEDEN, KÂRIN TÜMÜNÜ CEBİNE ATIP BEDAVA HİZMET ALMAK İSTİYOR.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu Md. 36 elektrik üreticileri istisna kapsamındadır derken, Md. 38’de %1 vergiye tabi yazıyor. Üstatlara göre çelişki var. Kimseden çıt yok. Hâlbuki çok ciddi vergi kaynağı… Halk arasında “pervanenin her dönüşü 10 USD” diye konuşuluyor. (Bu konuyu daha detaylı olarak Havagazı vergisiyle birlikte yazacağım.)

Beldenin havasından, güneşinden, doğasından yararlanıp, iklimi ve ağaç örtüsüne olumsuz etkisi olan yatırım yap, ama hiçbir bedel ödeme… Hayat bu arkadaşlara güzel..

Karda-kışta, yağmur- sel- afette yol bozulursa, “Belediye/ Özel idarenin görevi kardeşim yapacaklar” deyip utanmadan sıkılmadan arkanı dön ve git.

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Geçici Md. 3, Md. 4 ile öyle ayrıcalıklar verilmiş ki.! Sinirlerim bozuluyor. Konuşmayayım diyorum ama boğazım düğümleniyor.!

Elektrik üretimi önemli. Her ne kadar yerinde üretip tüketmek gerektiğini savunsam da yenilenebilir enerjinin yaygınlaşması için haydi katlanalım. Ancak;

Geçici Md. 3 ile 31.12.2023 tarihine kadar KDV’den bile muaflar. (Uzatılır mı! Yoksa 2464 sayılı kanun istisnaları değiştirilir mi?)

Geçici Md. 4.3 ile (kopyalıyorum) İkinci fıkradaki amaçlarda kullanılacak taşınmaz, 25.02.1998 ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki mera, yaylak, kışlak ile kamuya ait otlak ve çayır olması hâlinde, tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescil edilir. Maliye Bakanlığınca bedeli karşılığı kiralanır veya irtifak hakkı tesis edilir.

Yani içinde 3-5 ağaç görüp, orman vasfında diye tarımsal üretim/ sera için izin verilmeyen Orman arazisi ile tek tük kalan otlak ve meralar da enerji elde edeceğiz diye elden gidiyor. Ancak iş vergi vermeye gelince arkasını dönüp gidiyor arkadaş. Sonra gıda enflasyonu var deniyor. Aç kalınca gidin, o pervaneleri yiyin kardeşim.!

BU ARADA TAHSİL EDEMEDİĞİ GELİRLERE RAĞMEN HİZMETLERİ AKSATMAMAK İÇİN FAİZLE BORÇLANIYOR BELEDİYELER…

4. JEOTERMAL SANTRALLER (JES) için de köylüler isyanda. Yararlı, ancak filtresi yoksa tarım alanları etkilenip önlem alınmıyorsa zarar veriyor demektir. Yatırımcı düşmanı değiliz tabii ki. Kurallara uymak ve aldıkları hizmetin karşılığını ödemeleri gerekiyor…

Karbon Nötr hedefine ulaşmak istiyorsak, Avrupa’da birinci olduğumuz jeotermal kaynakları, enerji- tarım- sağlık turizmi- ısıtma amaçlı kullanmayı yaygınlaştırmalıyız.

Büyük şehirlerde zor olsa da, ilçeler ve beldelerde düşük debiye sahip kaynaklar bile elektrik ve ısıtma amaçlı kullanılabilir. Böylece bölgesel kalkınma hedeflerine daha kolay ulaşılır. Düşük karbon salımı nedeniyle ekolojik gıdaya erişilerek, ihracatın önünde engel kalmaz.

Belediyeler sadece vergi değil, jeotermal satış geliri elde ederken, elektrik üretiliyorsa enerji giderlerini de azaltmış olurlar.

SONUÇ

*EPDK gerekli denetimleri yapmıyor. Vatandaş ve devlet kurumları lehine değil, sanki özel şirketlerin çıkarlarını daha çok koruyor görüntüsü var. Kitabımda bolca örnek var.

*Doğalgaz ve Elektrik, piyasa henüz yeterli olgunluğa ulaşmadan acele ve hazırlıksız şekilde özelleştirilmiş. Kitabımda piyasanın gelişimi aşamaları ayrıntılı olarak açıklandı.

*2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gibi ilgili yasalarda gerekli düzeltmeler/ uyum yapılamadı. Md. 35’den 38’e kadar üretim- tüketim- istisna ve %1 vergi oranını anlayana alkış.!

*Belediyelerde yeterli liyakat yok. Olanlar da “fincancı katırlarını ürkütmeyelim” korkusuyla merkezi hükümetle kötü olmak istemiyor.

*Vatandaşın sırtından alınan vergilerle ekonomiyi düzeltmek yerine, kamuda tasarruf ve belediyeleri ilgilendiren bazı mali konularda düzenlemeler yapılarak hazinenin kasasına milyarca TL girebilir. Bu arada belediyelerin kamu ve banka borçları hafifler.

*Yıllık toplam gelirinin 2-3 katı borcu olan belediyelere başkan olmak için milyonlarca TL seçim harcaması yapan adayları gördükçe şaşırıyorum. Araştırmalarım sonrası yazdığım kitapları okusalar, gördüklerimin yarısını görseler, değil başkan olmak için uğraşıp para harcamak, belediyenin önünden bile geçmezler. Saygılarımla.

Bilgi paylaşınca güzel
X

Şifrenizi mi unuttunuz?

Bize Katılın